25.11.10

romantizm anlayışım bu.

evde bazen çok eğleniyoruz.
haksızlık etmiyim,çoğu zaman eğleniyoruz.
dinliyceğiniz bu şey,başta sadece masum bi kayıttı kendi halinde.
sonra annem geldi ve, şu meşhur videoya ithafen 'kalk soğan doğra' diye dalga geçti.
nolduysa ondan sonra oldu.

7.11.10

sanane dümbük.

yok yok,taksicinin de aklı başındasına denk geliceksin.
ya yolu sorucak,ya geyik yapıcak,ya da susucak.
öyle etliye sütlüye karışan, hayat hikayeni soran,en harikası da hesap soranları var.
canın o kadar sıkılıyosa al iki inek,pattiz soğan ek,farmville tadında hayatın olsun,sen de huzur bul ben de.

dün gece altunizade'de otobüsten indim,
aradaki yoldan beylerbeyine iniliyo,ordan inmek için taksiye bindim.
biraz gittik falan,sonra adam bana überklişe taksici 'yanlış anlamayın bağyan'ıyla başlayan soru cümlesini yöneltti.sesinin tınısında içindeki akp tutkusunu hissettim adeta.
' benim de iki kızım var ünüversidede,ben valla salmam onları bu saatte,yağni insan korkiyur yağni,yağni yağnış anlamağyın yağni.sizin aileniz yağni...eheheh,valla nasıl oliyur yağni,bu saatte beyle,eheh.
NE VARMIŞ LAN AİLEMDE HIYAR?
diye atlayasım geldi,yani atlardım,tabi hıyar demezdim de,ama yine de yapamadım 'yağni'.
hanımkız tonlamasıyla,'bizim öyle problemlerimiz yok,ihi ihi,yani benim arkadaş çevrem bu saatte çıkıyor,sizin kızlarınki o saatte çıkmıyomuş demekki ihi ihi.dedim.çıksalardı görürdün ebenin damını,dua et o kızların sümsük arkadaşlarına diyemedim tabi.kızların adı da kesin kübra,büşra,sümeyye,gülsüm falandır.bak bu dörtlüden en az ikisi her iddiasına girerim.hadi belki ayşe,esma falan bi de.neyse.
ya böyle densizlere güzel laf yapıştırasım geliyo çok,sonra diyorum değmez uğraşmaya.gerçi herif atarlı insana denk gelse,'sanane lan' la karşılaşsa afedersiniz der susar,öyle de kibarlar.napcak,arabadan mı atıcak.
okuyo musun dedi sonra,evet dedim,nerde dedi,dedim itüde.
bölümümü sorsa moda tasarımı demezdim,kıl olurdu iyice,şaptan şeker mertebesine geçer,iyice zilli sıfatına bürünürdüm böylece.yoo aslında söylerdim bence,daha güzel.kendimle çelişmekten insanlara cevap yetiştiremiyorum bi de ben bazen,böyle bi insanım.
neyse ki yol çok uzun sürmedi,sağda ineyim dedim,kurtuldum.
bunları okuyan bi taksici varsa,ya susun ya da geyik yapın olum.
haydin kristensın.

6.11.10

mikser.neşter.

bizim evde hamurişi pek yapılmaz.otluyoruz etliyoruz genelde.
annemin de senelerdir sağdan soldan aldığı tariflerin olduğu bi defter var.bazen işe yarıyo.
yapmayı unutmuş oluyo falan çoğunlukla.
misafir gelicekti bugün.dedi ki 'hadi elmalı kurabiye yapıyım bari'.
deftere baktı,yok tarif.açtı interneti,öğrendi ordan.
beni çağırdı sonra,yaz şunu deftere diye.
yazdım.
kurabiyeyi de yaptı.yedik,güzeldi de baya.

yalnız annem bi süre sonra şunu itiraf etti: -ya ben buna yumurta koymadım ama biliyo musun.
-aa neden?
-çok yukarı yazmışsın yumurtayı.

boynum bükük kalakaldım.

ve hiç gecikmeden kafamda şu belirdi:
en yakın sınavda birinci soruyu cevaplamayıp,hoca nedenini sorduğunda,'çok yukarı yazmışsınız hocam' diycem.


2.11.10

mutsuzum lan baya.

31.10.10

bazen rüyalarımı hatırlıyorum.

mfö'den mazhar ve özkan var,fuat yok.konser öncesi prova yapıyolar,ben de yanlarındayım,arkadaşmışız biz.çalıyo bunlar işte.sonra ben soruyorum 'fuat nerde ya?' mazhar çok atarlı,diyo ki 'yeaaa bıraksana onu yeaa.' olur mu ya diyorum,yılların mfö'süsünüz siz.'emeföö ne ya' diyo mazhar yine,öyle zampara isim mi olur.(ne alaka zampara ama) fuatın arkasından konuşuyo ikisi de,diyolar ki muhallebi çocuğu.biz artık daha sert çalıcaz.mazhar dar siyah tişört falan giymiş abi,dikenli bileklikler.triplerdeler böyle,metalci takılıcaklar belli.'ee nolucak şimdi koskoca mfö?' diye soruyorum.mazhar bütün ciddiyetini takınıyor ve, 'MÖ olucak' diyor.sonra 'biuuuv' diye öttürüyor gitarı ve özkan brutalden giriyor.evet aynen böyleydi.

ayriyetten:
by hüseyin boz
kehkeh.

10.10.10

sonbahar ne güzel.aşk falan.şu an ayak altında dolaşan,soğuk gecede sarılıp uyuyacak sıcacık,şişko,sarman bir kedi.suluboya fırçasıyla gelişigüzel toplanmış 'ev saçı'.elimi kağıt kesti ama,olsun.

3.10.10

yakında küçük melankoli defterimden alıntılar ve sonbahar ruhuyla karşınızda oliciğim.sevgiler.

-
-önce eriği yedim yıkamadan,sonra fırça anneden.

-geçen gün otobüs şöförüne şaka mısın abi!!? diye bağırdım kapıyı üstüme kapattı diye.kulağımda kulaklık vardı,bişeyler söyledi ama duymadım.ne dedi kim bilir.

-eylül ve ekim'i hep karıştırıyorum.

-bana 'aaa bilmemkim senin arkadaşınmıış,beni tanıştırsana,ya da bana ayarlasana demeyin.öyle bişeyin olmayacağını biliyosunuz.arsız gibi 'ekler misiniz' naparsınız yapın,konuşun.bana ilişmeyin.

-okuldan eve dönüşlerde çok yalnızım,hele kışın daha bi melankolik.o yağmurlu camlar,kış müzikleri kafası,trafik ve insanı aptala çeviren,kafanı taşıyamama,düşürüp durma uykusu.bi de içerdekilerin hapşurukları vasıtasıyla yaydığı virüslere karşın açılamayan camların hüznü falan.

-bütün harçlığım şu lanet olası marker'lara gidiyor.sonra bi de kumaşçıda o marker'ların muhteşem renklerine denk düşen renkte kumaş bulmaya çalışıp bulamıyor,sinirleniyorum. beklentilerimi tavan seviyesine taşıyor şerefsizler.ama gel gör ki sürreal kumaşlar aradığım yer eminönü.işportalar,martı eti dönerciler falan.ironiler silsilesi dünya.

-ne okuduğumu soran taksici 'moda okuyorum' cevabım üstüne kalbime saplanan şu soruyu sordu, 'sen şimdi şu cemil ipekçi gibi falan mı olacaksın?'
'yok,onun gibi değil de..' diyip yutkundum ve sustum.

-şu formspring çok çılgın platform.

17.9.10

Sevgili Grace Coddington,Vivienne Westwood ve Sonia Rykiel,ilk albümünüzün kapağını bile yaptım,hadi kızılcıklarım,kurun bi girlband.

3.9.10

hey gidi formspring.anonim bir izleyicimden yeni bir playlist isteği gelmiş,sizi mi kıracağım matmazel? (öyle diyesim geldi erkek de olabilir tabi ama erkekler gülücük falan koymuyolar pek eheh)

Aslında biraz da depresif mod eğilimindeyim,değil taklidi yaparaktan.Okulun başlamasına az kaldı,canlanırım elbet.Ama bu triplerim hasta olmaktan hep.Şu havanın birden 10 derece soğuduğu 3 gece öncesi var ya,o gece benim odamın penceresi açıkmış yavrucum.Gece uyurken üşüdüğümü de farkettim aslında,kıvrılıp cenin pozisyonuna geçtiğimi hatırlıyorum üşümekten,ama nedense kalkıp pencereyi kapatıcak kadar 'uyanamadım'.Şey gibi,uyuyosundur ama ortamdaki sesleri duyarsın da uyanamazsın ya.Sonuç olarak,sabaha kadar titredim ve dünden beri burnumla bir çatışma içindeyiz.Tam olarak 'bilgisayar başında uyuyakalmışım,sonra hasta oldum,neden? Windowsum açık kalmış ha ha ha' espiriğindeki salak organizma benim.

o zaman son zamanlarda 96.2'nin de,benim de favorim olan, radiohead'in bateristi 'alıp başını gitmiş' Philip Selway'in ' Familial adlı albümünün yıldızı By Some Miracle'la başlayalım.Gerçekten 'bu ara taktım' dediklerimden.Sonra gelsin liste;

Jeff Buckley-So Real
Iggy Pop-Nightclubbing
Madrugada-A Deadend Mind
Marianne Faithfull-Wild Horses
Supertramp-School
Garbage-Crush
Morcheeba-Slowdown
Morcheeba-The Sea
Morcheeba-Even Though
Yeah Yeah Yeahs-Runaway
Led Zeppelin-The Rain Song
Massive Attack-Babel
Portishead-All Mine
Flunk-Down
Bassment-In My Sleeping
Brazzaville-Motel Room
Brazzaville-Genoa
Allman Brothers-Soulshine
Bob Marley-Jamaica Rum
Tim Buckley-Morning Glory
Love-The Red Telephone
Santana feat.Whitey Ford-Put your lights on
Ben Harper&the innocent criminals-Suzie Blue
The Band-Jemima Surrender


şimdilik bu kadarcık.daha fazlası illa ki var.bi ara eklerim.
size bol susamlı çubuklu günler.
bi de,çantanın içini anahtar bulma amacıyla çılgınca karıştırırken,anahtar sesini duyup da bi türlü bulamama sendromu ömrümden bilmiyorum kaç sene alıyor.

27.8.10

gökçeadadan bildiriyorum,çok sinek var,çok arsızlar ve hep ağzıma burnuma kaçıyorlar,ben de nefes alınca içime çekiyormuş gibi hissediyorum,boğazımda hep bi düğüm,ama psikolojik biliyorum.böyle yuvarlanıp gidiyoruz işte.en azından ısırmıyo ibneler.
rüzgarı fena gökçeadanın.ama başka yerlerde yaz çekilmez durumdayken burası mis gibi.ama çok bi sakin,yapıcak bişey yok sörf dışında,eğer bolca kakara kikiri yapıcak,herşeyden eğlence çıkarıcak bi grubunuz yoksa sıkıcı.
şarapları şahane ama.bi de sahil baya iyi,kum dolu,istediğin kadar yürü,kabuklar var bi de çok,küçük küçük,güzel. sanki toplamak için birisi oraya dökmüş onları.
o değil de,bazı şeyler var dünden.

bi kere küçük çocuklara çok üzülüyorum ben anne baba himayesi altındaki. ebeveyn egosu diye bişey var bi de,mesela: 'ARDA O SUDAN HEMEN ÇIK! GİDİYORUZ ARDA!','YEMEKTEN ÖNCE MÜMKÜN DEĞİL DONDURMA YİYEMEZSİN ARDA!' 'O ELLERİN HALİ NE ARDA?' vikvikvik arda,bikbikbik arda,bıdıbıdı arda.sadece arda da değil mağdur olan,handesu'lar,ilkay'lar,berkcan'lar.
çocuğu rahat bırakın bi.
dün bişey söyledim; 'bissürü çocuk yapıcam,hepsine de çok iyi davranıcam.demiycem hiç sudan çık falan.dondurma da yesin istediği kadar.hasta olmayı da kendi görsün anlasın,ölücek değil ya.'


ve yaş konusu.ben 90lıyım,orası tamam. yeni ergenlik zamanlarımda 11-12 yaş falan 17-20 yaş grubunu delicesine kıskanır,onlara özenmeyi hat safhada yaşar,bi de bu kompleksten ötürü kendimi çok havalı hissetmeye çalışır ve karşıdakine 'bu kız büyümüş' hissi vermeye çalışırdım.hangimiz öyle değildik ki zaten o yaşta. 'sen daha küçüksün' lafı en büyük intihar etme isteği sebebiydi.göbeği açık bluz giyince kendimizi acayip çekici falan hissettiğimiz zamanlar.hey gidi.kendi kızım da öyle olduğunda baya eğlence çıkıcak bana. tabi erkek çocukları için de benzer durumlar mevcut.her neyse,bunlarla kafa kurcalayan bir ergen olmaktan ne çabuk çıkmışım da,kıskandığım yaş grubunun sınırına dayanmış,yaşlanmak üzere olmuşum?
lan,gençliğimi yaşayamadım mı şimdi ben,noluyo olum?
'89lu 88li falandır bu,ne tatlıymış ihi ihi' dediğim taş gibi çocuklar DOKSANİKİLİ DOKSANÜÇLÜ çıkıyo olum.ben de doksanlıyım diyince bi sessizlik oluyo karşılıklı.bana safinaz modeli bakışlarla bakan çocuk için birden 'apla' oluyorum.of çok tatsız.
sörf hocam var bi de,bulgar.allah için taş gibi çocuk.3 kere ders yaptık,4.derste biraz muhabbet ettik nerdensin ne okuyosun bilmemne falan.bana göre rahat bi 24 25 yaşındaydı çocuk,e filinta gibi herif bi de.merak edip sordum,onsekiz dedi. 'ov rili? yu luk oldır hihihihi' demekle yetindim. o bana sorunca da 'tıventi' derkenki gerginliğim yüzünden boarddan düşüyodum,yelken bi an ağır geldi falan.zaten rüzgar da çoktu,neyse ki atlattım.sonra bi de şey dedi ipne, ingilizce on iki ve yirmi birbirine benziyo ya,karıştırıyorum sandı, tventi or tvelf? dedi. yuh dedim,on iki olayım bi de.
ya herkesin işine geldiği gibi demek ki bu işler. 92li çocuk beni onbeş yaşında sanıyo,25 yaşındaki insan yaşımda gösterdiğimi söylüyo,hadi en küçük 18 yani.15 ne olum.

son olarak da eğlenceli bişeyle kapatıyorum bugünü:
pipili mayo giymiş kokocambo amcaları.
yalan rüzgarı tipli havuçumsu bronzluktaki seksi(wtf?) balıketli amcalar neon renklerde slip mayo giyiyolar ya,en eğlenceli şey o bi kumsaldaki.dün bitanesi artık kendini aşmıştı,oldukça göbekli,çukuleta tenli,bembeyaz kocaman öndişlere sahip zaten,slip mayosu da fosforlu fıstık yeşiliydi,bi de aynalı sörfçü gözlüğü takmış,saçlar yana taranmış.gülüyodu göbeği hoplaya hoplaya.bu görüntünün beynime kazınmasından 5 dakika sonra da 'yaayaye kokocambo yaayayee' çalmaya başladı.
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=slip%20mayo
ve burda çok eğlenceli yorumlar var bu konuyla ilgili.
hadi gittim.

1.8.10

her sene diyorum ki
'şimdi kış oldu,yazı özledim demiycem adam gibi kışı yaşıycam oh ne güzel'
yaz gelirken de
'kışı hiç özlemiycem yazı çok sevicem'
diyorum amaa
lakin her seferinde yazın kışı,kışın yazı özlüyorum ciyak ciyak.
seneye 'bu sefer yapmıycam' desem de her türlü yine olucak,öbür sene yine,öbür sene yine.
sofakinkreyzi.

23.7.10

yoğun istek üzerine sizin için bi playlist hazırladı kokobonita.
hayrını görünüz.

önce şarkıları yazdım,sonra söyleyenin adını.bak ne kadar düzenliyim.

sirens-madrugada
stories from the streets-madrugada
shine-madrugada
hold on to you-madrugada
to the brink-i am kloot
fingerprints-i am kloot
lately-i am kloot
radiation-i am kloot
live with me-mark lanegan&the twilight singers
beautiful drug-thievery corporaiton
lebanese blonde-thievery corporation
marcus garvey-burning spear
trouble in mind-janis joplin
about her-malcolm mclaren
strange love-koop
life in a glass house-radiohead
perfect day-lou reed
banking on a myth-andrew bird
you turn the screws-cake
friend is a four letter word-cake
suzie blue-ben harper&the innocent criminals
michelle-ben harper&the innocent criminals
lay there& hate me-ben harper and relentless7
buildings and mountains-the republic tigers
by the sword-slash
cold as ice-foreigner
blinded by rainbows-the rolling stones
sister morphine-marianne faithfull
alone-pearl jam&alice in chains


şimdilik bu kadar.tabiyki yakın zamanda volüğm iki gelir.bunun üç'ü vaağ,dört'ü vaaağ.
nav,lisıntumi gayz.

20.7.10

sanırım robert plant fetişim var.çok fena halde.of o yıllarda yaşasaymışım adamın grupisi bile olurdum lan.
ve onun gibi bi sevgilim olursa ani evlenirim.
size de haber veririm.
hadiöptüm.

19.7.10

merhaba biz tripteyiz,ya siz?

Lola Clavicula:
peki tombul memeler neden dam üstünde ve ne akla hizmet un eliyorlar?
ÜBerk:
memelerin bi günahı yok
dam üstünde un eleyen bir teyzeye
tombul meme denk gelmiş

öyle otu boku irdeliceksen
sana derim ki
manda yuva yapmış söğüt dalına
yavrusunu sinek kapmış gördün mü
bunu yazan adam kesin LSD kullanmış
başka açıklaması yok
lucy in the sky with diamonds gibi
Lola Clavicula:
ahahahahaha
kesinlikle
çok şahane bi cevap geldi
peki tombultombul memeler neden dam üstündeler ve ne akla hizmet un eliyorlar?

öyle deme. dam üstünde penisler sakız çiğnese daha mı iyi olurdu?
ÜBerk:
usta, LSD ' ler iki oldu.
Lola Clavicula:
neli olsun yeğenim?
ÜBerk:
şekerli
Lola Clavicula:
yapıştıııır.

18.7.10

tamam sesimi de sikiyim,blues sevgimi de.kimse beni sevmesin.nefret edin benden.
fuck you,i'm going to neverland.


-şş,gelin de benim gibi çizin lan,siz de onu yapamazsınız.hem hep mikrofon yüzünden,valla.dünyanın en sikko mikrofonu olabilir.hem goodnight moon'u çok güzel söylüyorum,duymadınız ki onu duymadınız ki.eneeee,oturdum laf anlatıyorum.dağılın lan,gidin osuruğunuzu dinleyin.

2.7.10

çünkü siyahbeyaz fotoğraflarda herkes güzeldir.

28.6.10

o zaman size bi soru:
hangi alakasız şeyi gugıllarken blogumu buldunuz?

24.6.10

bazen kaybolurum ben ortalıktan.
severim kaybolmakları.
insanlar merak eder,annem üzülür.
özür dilerim bi de üstüne.ama içimden derim ki,'nolmuş yani.ne var?'
en çok da kaybolduğum gecelerin sabah oluşundaki serinliği severim,o garip kırık maviliği.
okul zamanı sıçtın mavisi denen mavi.
o mavide yürümek falan çok güzel,dolmuşlar sığınak gibi,yollar boş.
ve küçük bi mide gurultusu.dumanaltı saçlarım,bayık gözlerim ve garip ekşi tat dilimdeki.

sonra ben eve gelince yaşadığım o boşluğa da bayılırım,anlamsız gezinmelerime odadan odaya,kedime sarılıp uyumaya, yalnızlıklı biraz da.
bi de kulağımın çınlamasıyla.
kimseye anlatmadığım bi tarafım var benim,söyleyemediklerim de orda,mikrokapsül halindeki duygularım da.kendi kendime kahkaha atarım,haberiniz olmaz.
ama size ne ki bundan?
hepinizden kaçınız bilir 'çok kalabalıkta çok yalnız' olma halini?

22.6.10

millet 'hay böyle haziranın','bu nasıl yaz lan','bi ısınamadık emuagoayım' diyedursun,ben bu sıradışı haziran'la çok mutluyum.hatta uzun bi süre yağsın böyle.tamam belki güneşin altında mayışıp malak gibi yatamıyosun ama,ne biliyim,çok güzel lan.
şıkışıkı böyle.
yerler.

21.6.10

kelebek bulma temennimin üstünden henüz bikaç saat geçti ve ben tozlu atölyemin camının köşesinde ölü bi kelebek buldum! tamam belki kocaman güzel bi kelebek değil ama idare eder şimdilik bu da. toz kelebeği mi ne diyolardı buna,küçük,ezik bi tip.
ama sözümü tuttum ve katletmedim,hunhar işlemlerde de bulunmadım,taradıktan ve brush yaptıktan sonra saksının dibine bırakıverdim doğal yollarla toprağa karışsın diye.



sanat sinekler içindir.

sapıklıkta son noktam ben daha sapıkçasını yapana kadar budur:
'karasinek öldürüp daldığım huzur dolu uykunun ardından,kurban sineği 2 gün başucunda bekletmek suretiyle kurutup,scanner'da taramak!
hatta ve hatta,söz konusu cesetten photoshop brush'ı yapmak!
cem garipoğlu kim lan.

dün de makasla örümcek kestim mesela.böyle türlü türlü aktiviteler.
-bu yaz napıcaksın?
-haşere katletme portfolyomu genişleteceğim.

gönül ister ki sırada bi kelebek olsun.ama eceliyle ölsün böyle çiçeklerin arasında falan bulmuş olayım,ona karşı o kadar sadist olmam.

12.6.10

bu yoğurdu sallasak da mı yuvarlasak,yuvarlasak da mı sallasak?

60'ların modası,70'lerin müziği derim hep.Led zep'ler,the doors'lar,derek and the dominoes'lar,cream'ler falan.
ama bazen tersine döndüğü olur.
bikaç nedeni var,biri de Velvet Underground ,ve tabi ki başlı başına Lou Reed ve Nico.
3 tane spoiler size,baktınız ki 'uuu lezzetli.' kendiniz bulun canım devamını.hohoyt.

biir:Venus in Furs


ikii: These Days demiş Nico.


üüç: Lou Reed'den Patti Smith ve Leonard Cohen cover'ı
(yoksa Patti Smith ve Leonard Cohen'den Lou Reed cover'ı mı)
Sweet Jane


bunun daha Sunday Morning'i var,Heroine'i vaar,efendime söyliyim Femme Fatale'i vaar.
Edie the factory girl filmine de oldukça hakimdi bilen bilir.
böyle yani,güzel şeyler bunlar.

tut ki Swinging London kafasındasın.
falan.

5.6.10

annem dağınıklığım yüzünden ciddi anlamda çıldırdı.eve adımımı attığıma pişman oldum bugün,nası bi cırlama,nası bi cırlama.hayata küs.
'gidicem' dedim.
'git' dedi.
gitsem mi lan?

30.5.10

a world without maps.

http://netarihiesernemanzara.blogspot.com/

şimdi bu benim blog üçlememin sonuncusudur.iyi tatlı falandır da,bi kafası vardır.ne cocobonita gibi kendini beğenmiş,ne ciddiyetsiz gibi amaçsızdır.
dünyanın farklı şehirlerinden ruhlar taşır.
gezer benimle.daha da gezecek çok yeri vardır.çok renge karşın siyah beyazdır.

gecesi de vardır,gündüzü de.
ve ben netarihiesernemanzara çekmekten hiç hoşlanmam.
neden mi?
bilmiyorum ki.

bu arada blitzen trapper dinleyin bi ara,bob dylan'la beatles'ı alıp homojen bi şekilde karıştırıp geleceğe ışınlasaydınız alacağınız sonuç bundan başkası olmazdı.
seviyoruz.

29.5.10

parmağım uyuşmuş lan.

al sana gri.

ben aslında melankolik yazan insanları çok kıskanırım.aynen.
gri,siyah bloglu insanları.ya da dümdüz beyaz.göze batar halde minimalist.
böyle bazen diyorum ki,bişeye odaklan,onu irdele,kafa yor,düşün,üzül,ne biliyim cümlelere dök falan.
ı-ıh,yapamıyorum.kafamı birden fazla şeye yetiştirmeye,her konuda bol bol cümle kurup geyik yapmaya ve rengarenk yazmaya o kadar alışmışım ,o kadar minimalistliğin yanından geçmiyorum ki.bi de akıl hep bi karış havada.
hayır hayır,sizin o bildiğiniz 'aşık oldu böyle oldu' larınız,kelebekleriniz,'yaz geldi de ehehe'leriniz değil,genel olarak bu.
nisan mayıs aylarında kavak yelleri esiyorken de böyle,aralıkta çamurlu karlara basarak okula gidiyorken de.
ha ben ruh törpüsü ,iç kıyıcı,'otur ağla' şarkıları dinleyip yağmur damlalı minibüs camına kafayı koyup üzücü şeyler düşünmüyor muyum,tabi ki düşünüyorum.
ama gel gör ki herşey hala rengarenk,hep güneşli,hep la la la,tralala.
buraların heidi'si benim,beni böyle sevin.


the craziest apaçies ever live nearby.
saat 3 olmak üzere,aşağıda ayak sesleri,ve bir ses,çatlak,detone ölümüne.
'ÇENGELKÖY'ÜN AOOĞĞUNA GOYYİM.'

ne içtin?

27.5.10

bi sözümü kesme işte.

-şimdi bu suyu sıkılasıca laymvayr'da bişey aratıyosun ya,bilinmedik bişey pek,ne biliyim içinde 'lover' ya da 'fly' kelimesi falan geçiyo ya da şarkının adı sadece ondan oluşuyo da olabilir,yazıyosun search bölümüne,önüne zirilyon tane şey geliyo,ama bişeyin hepsi ama hepsi mi yok arenbi yok rep yok bilimum amerikan gengsta müziği olur. ya da şey var,bişey ararken başka bişey çıkıyo ismi ilgini çekiyo diyosun 'bu neymiş bakim bi'.tabi ki sonuç yine aynı.çok ısrarcı ama öyle böyle değil.Brazzaville yazınca nasıl Jay-z çıkabilir ya nedir bunu mantığı? ağdaki bütün gençliğe bildiğin küfür ediyosun 'tığallamyeaa' şeklinde başlayarak.

-şey oluyo,lisede deli gibi salyan akarak beatles falan dinlediğin ergenlik dönemi ekürin,uzun süre görüşmemenizin ardından olan görüşmenizde sana 'hala mı doors ya ehiehi' diyosa bu oldukça ironik,saçma ve dejenerik,trajikomik,alerjik,antihistaminik,jeolojik,tiptronik (....diye gider) bişeydir.karşındaki insana mı yan kendi kendine 'harbi lan.' tribi mi yaşa sen karar ver.
bi dakka lan.
tabi ki HALA DOORS.ne sandın bilader.

-çocuğuna böyle gudik gudik isimler koyan ebeveynlere kılım.
bi arkadaş anlattı,dersanelerinde bi çocuk varmış adı DOLAR.zaten çocuk bunalımdadır yani bu durumdan kelli,bi gün bu zavallı gınalı guzum merdivenden düşmüş.
bir götüboklu velet tutup da yardım etmemiş çocuğa,hocalar da dahil (evet.) bütün dersane ahalisi 'muhahahahahahahaha dolar düştü zuhahahaha lol lol lol yıhyıhyıh vassaaap' şeklinde anıra anıra gülmüşler.hayır düşün bi o psikolojisini o zavallımın.eve bi koşu gider anayıbabayı kulaklarından tavana asarım.

-Kalabalık gruplarda illa bi boy muhabbeti açılır.En sevdiğim olgu da,boyu 2 metreden hallice olan erkek ya da 1.80lik dişi karakterlerin 'ben ilkokuldayken sınıfın en kısasıydım ya' demesidir.akabinde hızını alamayıp devam eder deyyus.'çok kısaydım işte,sonra bi yaz birden attım,sonra okula başladım herkes şok oldu.'
HADİ YA?!
öyle efsane bi yaz tatili var evet 'bütün kısaların felaket boy attığı'
ben o yaz nerdeymişim arada bunu sorarım kendime.haziranda denize dalıp eylüle kadar çıkmayı unutmuşum o arada herkes uzamış mı,yoksa farkında olmadan dondurulmuşum ya da kavanoza falan mı konulmuşum,ya da truman show kafasında bişey,bütün uzunlar beni izliyo 'zıhahaha bıdık yavrum nasıl da mutlu bak bak tipe bak ay yerim ben seni bibuçukluk çitlembik'
(hop lan,bi buçuk değilim ben,biratmış o.bir atmışım,bir atmışım ki,anca o kadar atmışım.sonunda yine biratmışım.yani.neyseğşte.)
bodur tavuk her zaman piliçtir derler,çok inanırım ahdhgskjf hepiniz yaşlancaksınız.
ama ben şimdi yüzonsekiz seksen boyunda olsam bunları yazabilir miydim,hağğyıır.

-Gelelim çok kibar türk erkeklerine.Lan oğlum,bi olay anlatırken 'kadın' dedikten sonra onu 'bayan' diye düzeltmeye kasıyosunuz da(ki onu da anlamam zaten çok kıl olduğum bişey),
hayatınızın geri kalanında neden 'çok bilmemne karı lan zuhaha,karının gideri var nıhaha,karı 2 puan vermedi ımıagoğyim' diye yardırıyosunuz? Kendinize gelmezseniz ben oraya geliyorum.

-En yakın hissettiğim atasözlerinden biri de 'terzi söküğünü dikemez'dir.
Anne doktor,baba doktor,ben ölüyorum.
Abartısız 1 aydır dede gibi öksürüyorum,etrafimdakilerin söylemlerine göre bronşlar ayvayı yemiş,gece öksürük komalarına falan giriliyor,anneme sorsan 'sıcak suya bal koy karabiber koy bıdıbıdı'. E tamam,bunu ben içgüdüsel olarak da buluyorum zaten.
Anne ilaç al nolur gelirken diyorum,hanım eve bi geliyo, '-E ilaç?' '-Aaay unuttum işte ya,sıcak su iç sıcak su,senin bu psikolojik.'
BENİM BU PSİKOLOJİK,olay bu kadarcık.
toplayıp bu.
Milletin annesi komalara giriyo iki terledi iki aksırdı tıksırdı diye, 'aaay kalk kalk kalk doktora gidiyoruz ay metiiin ölüyo çocuk' şeklinde,ben de bağışıklığımı güçlendiriyorum,en birinci benim.iyidir iyi.

-ismail yk'ya çok saydırıyoruz da,'hellooğ mayneymiz ramiz,aylavyu' demek için yüzonsekizseksen fırın ekmek yemesi gereken apaçi modeline gayet doğru bir şekilde 'feysbuk' dedirten o'dur.yürü be ismail.in ismail we trust.

-nihat doğan'ı çok seviyorum ben,canım benim.
bak şimdi,kurduğu şu cümleye bak,gel de sevme:
'avatar'ı tam dokuz kere izledim,anladığım kadarıyla olay uzayda geçiyor.'
nihat'ıma dokunan karşısında beni bulur.nihat macto o.

-küçükken biz spice girls'cülük oynardık da,erkekler niye backstreet boys'culuk falan oynamazlardı? arada buna takılırım.

-peki sizde de şu kafa var mı ki: kışın soğuklu moğuklu rüzgarlı yağmurlu günlerde radiohead(bikaç istisna şarkısı var) devics ,portishead gibi ruh çöküntüsü şeyler eşliğinde otobüs camındaki yağmur damlalarını izleyerek eski sevgilinizi ne kadar özlediğiniz gibi iç karartıcı şeyler düşünüp 'böhüböhüü' modunda seyredip güneş azıcık yüzünü gösterdiğinde aniden optimist şeyler dinlemeye başlıyo musunuz? öyle bi tribe sahibim.
yazın bi optimistic gidiyo,bi idioteque falan,hah bi de paranoidandroid.temmuz sıcağında street spirit falan dinlenmez mesela,ya da bi pyramid song.hele devics dinlediğini düşünsene sıcaktan tüterken.denedim valla olmuyo,kalp çarpıntısı yapıyo.
ama pink floyd hem yaz hem kış mesela.

-giderayak:
lost iyki de bitmiş,oh.

hadi bana gıcık olun.

25.5.10

yıldızı çabuk sönen popçu gibin şeyler.

bi gün mikrofonu büyük bi heyecanla takıp yaklaşık 1,5 saat boyunca şarkılar söyleyip kaydetmiştim, daha sonra hepsini bir arada dinleme umuduyla söyleyip söyleyip köşeye atmıştım.ama nasıl da bi neşe var,gaz var.duşta söylemekten de coşkulu bi durumdu.1 buçuk saatin sonunda büyük bi heyecanla albümü açtım,ama ses yok.bütün ses ayarlarına abandım,media player'ı tekrar tekrar kapatıp açtım nafile.(hayır,a'ya şapka koymayacağım)
e noldu o bi buçuk saate,o kadar sese?
neden olduğu konusunda gerçekten hiç bir fikrim yok,mikrofon şu an bile düzgün çalışıyor ama o günkü tantananın gizemini çözemedim ben hiç.
sonra bi daha da şarkı söylemedim mikrofona,kaydetmedim de.
hevesimi ağzıma tıkan sevgili teknolojik aletler grubum umarım mutludurlar.(ya da 'mutlulardır')
evet,öyle işte.

19.5.10

bi de ısrarla MENÜ yerine MÖNÜ yazmıyolar mı,işte ona ayar oluyorum ben baya.
hadi ufak ufak bişeyler ters gidiyodu da,artık ayıp, bu kadar olmaz.
kainat benden bu kadar nefret ediyor,hasta olmamı ve hayatımın kararmasını istiyor olabilir,anlarım.okul bittiğinde istediği kadar hasta edebilir,nasılsa tuzum kurumuş olacak.
ama bütün bunların final haftası olmasını hakedicek ne yapmış olabilirim onu merak ediyorum.

canım böyle çok edebi,çok duygusal,kafa karıştırıcı şeyler yazmak istiyo ama çarşambayla beraber çarşafa dolandım aksıra tıksıra yatıyor,kafamı sıcak sulara sokup kocakarı karışımlarının şahane tatlarının(evet baya iyiler) gazabına uğruyorum.
bi de duygusalım ki bu ara,öf.
bi arkadaşıma böyle dert yandım,'üniversite dediğin 6 senede biter' dedi.etrafımda böyle o kadar çok adam var ki,bu üzümlere baka baka ben de kararmışım.şaka gibiyim.

bu halimin sorumlusu harika ve dengeli(!) havalara saygılarımı sunar,'bu ne biçim mayıs lağn?!' diyerek atar yapar giderim.

11.5.10

bazı problemlerim var.

-yalova diyince 'ayanora neresi ya?' diyen bi eniştem var benim.

-filmlerde 'öndeki aracı takip edin' tribini hep çok kıskanır ve hiç anlamam.
tut ki aldılar kaçırdılar gettiler çocuğu,panikten titriyosun zangırzangır,hiçbişey yapamıyo olmanın mallığı da var,koştun kapıya çıktın çaresizce,o taksi de seni orda bekler tabi di mi.Keeesin caaağnııım.'Film işte' demeyin,açıklama istiyorum.

-Karaçarşaflı teyzelerle paint it black'e klip çekmek gibi bi düşüncem var.Şimdi bunu okuyup da 'enee yapılır ki bu kehkeh' diyip de,fikri alıp gidip de,klibi çekip de önüme getirmöyün.iyişeylerolmaz.

-Bi de hep şişko çirkin aptal kaprisli uyuz gıcık kızlar çok tatlı karşıcinsi çokfena ayartıp bi de çokçılgın kendine bağlıyo,tripleriyle çocuğu çılgına çeviriyo ama elinde tutuyo gayet.nası yapıyo şaşıyorum.3 ihtimal var: şeytan tüyü,çirkin şansı,girişkenlikten doğan herşeyi lehine çevirme kabiliyeti.neyse,çay güzelmiş.

-bazen en sevdiğim duygu hararetle bişey anlattıktan sonra EHE EHE diye sırıtırken ortalığın sessizliğe bürünmesidir.böyle o konuyla ilgili neşe dolmuşsundur etraftakilerden de aynısını beklersin ama bok olursun.'o zaman komikti işte şimdi olmadı eheh eheh' olur hep.

-bi de boğazımdan harakiri yapıcam yakın zamanda.bahar tozları mıdır her ne halt yüzündense dede gibi öksürüyorum 5 gündür.hayatım karardı,yaşlandım hafız.

28.4.10

ouv yeğ.

bu iki cover'ı herkesin herkesin herkesin duymasını istiyorum.
zaten çok sevdiğim iki şarkıdır,üstüne tuzbiber,bravö.
3 gündür repeat seçeneği yalama yaptı.
-orijinal money'nin başındaki para şıkırtıları sesinin bu versiyonda bong fokurtusu olması inanılmaz.aymlavinit.




27.4.10

tumblr insanın kendine yakışanı giymesidir.
değil de.
öyle bişey işte.
http://tarcinrengi.tumblr.com/

ha,bu demek değil ki blogumu satarım.
...ve hava hala soğuk.

18.4.10

herkes iyi mi?

evet çok şükür bilincimiz hala yerinde dün geceden sonra.
halbuki akşam saat 9'a kadar sooon derece miskin,mayışık,tişört-tayt ve xxxl,saçma ve çirkin bi kapşonlunun içinde kaybolur vaziyetteydim.çay içip uyukluyodum falan.
bilincimi kaybetmiş halde rüyadan rüyaya koşarken,led zeppelin'den bangırbangır moby dick çalan telefonumun çılgın sesiyle panik içinde uyandım.
telefondaki ciyak ciyak kız, 'cocobooo nerdesiiiiiğn bee?!' diyerek bana kafamı tekrar yastığa koyma şansını asla vermedi.asker gibi ayağa dikildim.bi de telefonu çalarken sessize alamamak gibi bi durumum söz konusu.eskiden nokyam vardı ne güzeldi,o yapardı öyle.neyse.
aynaya baktığımda picasso'nun elinden çıkmış gibiydim.
bu ne lan? ve benzeri şeklinde küfrederekten hazırlanmaya başladım.
evden çıktığımda saat 11'i çeyrek geçiyodu.bu da kişisel rekorumdur.
yol boyunca esnedim.ama plan bombaydı.kesin eğleniceğimi bilmesem hayatta kimse çıkaramazdı beni o yataktan.
buraya kadar yeterince uzattım zaten,o zaman rotamızın neresi olduğunu söylüyorum:
GAY BAR! aynen.
saçma barlarda hiç eğlenmem ama dün gece gerçekten bi acayipti.hatta en çok ben eğlendim.
tabi bu arada trainspotting'ten fırlamış tipli(asker traşı saçlı,atletli,piyırsinkli)lezbiyen teyzeler tarafından tacize uğramadık desem o da olmaz.baya hoşlarına gitti tabi 20lik pıtı pıtı tipler.napsınlar.'ay ne tatlı şeysin sen öyle' 'ay şuna bak çıtır ayol' şeklinde sevecen cümlelere maruz kaldık.tabi sadece sözlü ilgiyle sınırlı kalmadılar.neyse.geçelim orayı şimdi.

ortada 30 cm topuklu,pullu elbiseli özünde erkek lady gaga reprodüksiyonları dolanadursun,
barın üstüne gümüş rengi donlu simli vücutlu porselen kaslı amcalar geldi 3 tane.ortadaki gözlüksüz,iki yandaki gözlüklü.gözlüksüz adamı atsan diğer ikisi tam bi cankan olurlar.
o bi hareketler bişeyler,allahım o bikini bölgesindeki traşlanmış tüy belirtileri,pullu boxer'ların içinden çıkan leoparlı slip donlar,vahşi tavırlar falan.tam bi görsel şölen.(şinanay!!)

ben böyle konuşuyorum da,ilerleyen saatlerde biz de bara çıkıp dans etmedik mi?
tabiki ettik.
evet ettik nolcak.çok da güzeldi.
o zaman bırakın beyninizde canlandırmayı da,gözlerinizle görün bakalım.
mekanın adı XLarge,sanırım nil karaibrahimgilin mekanıymış.güzel yer ama cidden.saçmalamak ve dağıtmak isteyenlere tavsiye ederim.of köşe yazarı ağzı yaptım burda rahatsız oldum.

bu arada ben elimde fotoğraf makinasıyla gezerken rastgele sağı solu da çektim,fotoğrafları isteyen bikaç kişi oldu,mail adreslerini aldım ben de.bi tanesinin mail adresi geceye ait komik şeylerden bitanesi.
MaGma_mAhMuT!!!
öl.fotoğrafların da flu çıkmış zaten.dskjfhlf




en öndeki tipi kes.meğersem herkes ne saçma kafalar yaşıyomuş aneaağğm.

cem yılmaz'ın uçak-krema-kabin ekibi esprisine dönüş olmuş burda çaktırmadan.

adam bildiğin 'güzeldi'.
FREAK!!


işte böyle.iyiyiz iyi.

16.4.10

nisan ortası coşkusu gibi.

az kaldı az.geliyo yaz.yakında da başlar kiraz.falan dkjfhf
havaların akşamları soğuk olmasına kıl olsam da 3 gün önceki depresif halimden arınığım dünden beri.balkona da salıncak kurduk üzerinize afiyet,sezonu açtık,havam yerinde,kendimi attım dışarı.summertime falan çalıyo en doris day'inden bi de.yani biraz da şöyle,depresifken daha çok üşüyorum,neşeliyken de ateşlipiliç o-la-laağ.bilmiyorum size de oluyo mu.
mumlar yaktım,şarap bile içerim birazdan.bu ne bohemyeaağ.
yarın ehliyet sınavına giriyorum üşenmeyip o belgeleri topladım gittim kayıt oldum sınav zamanına bile geldim ya helal olsun.koşarak peru'ya bile giderim.
geçmiş soruları deşiyorum.
siz o sırada şunu dinleyin madem:
aslında bence biliyosunuzdur trainspotting'ten ama shuffle'dan pörtledi,özlediğim bi şarkıymış.
lou reed'den gelsin perfect day.yaşasın lou,yaşasın velvet underground.

8.4.10

-pekı sen bu sozu hatrladınmı
"We don't make mistakes, we just have happy accidents."
- ı-ıh
-kımse hatırlamıyo ya
senin hatrlaman lazmdı
bn hıc unutamıyorum bu sozu
çok tatlı
yaşam felsefem

hani
trt de küçükken bi amcamız vardı Bob amca sünger kafalı ressam amca
o hani böyle
korkmayın vurun fırçayı vurun derdi
ben de vururdum onun dediği gibi korkmadan
ondan bi ev çıkardı benden bi harabe
ondan sonra ekrana bakıp böyle derdi
evet yanlış yapanlar olucak,hata yaptım diycekler
hata değil hata yapmayız bunlar sadece küçük mutlu kazalar
derdi.?
-aa ben bayılırdım o adama.bob ross.lafı çok sevdim ehe.öldü gitti adam ya.

5.4.10

bip.

3.4.10

regretina.

şimdi burası günlük maiyetinde olduğundan,bence salaklıklarımı,üzüntülerimi vesaireyi de yazabilirim.(vesaireyi v.s diye kısaltmayan başka insan da bulamazsınız.)
dengesiz kafa yapısıyla ün salmış olan ben,çok sevdiğim iamx'in geleceğini duyunca hobarey moduna geçmiştim.okulda falan 'ayemeks geliyomuş oülüüüüm' şeklinde gözlerimi pörtletiyordum millete.
2-3 nisan'da,cuma ya da cumartesi hangisi olursa babylon'da,saat 23.30da görüşmek üzereydi.
öyleydi.

lakin olmadı.cuma arkadaşım geldi,gidesimiz gelmedi.ben de koca haftanın yükü altında ezildiğim için delicesine yorgundum.geyik yapıp uyuduk.

peki ya cumartesiye noldu?
ne cuma gibi mübarekti cumartesi,ne perşembe gibi perişan.çarşamba çarşafa dolanadursun,salı gibi sallanmıyordu bile.pazartesi de sendromuyla başbaşa, çok uzaklardaydı.
cumartesiyi dışladılar.
güzel olabilirdi.
bütün gün mayışan ben,o kadar heyecanlanmış olmama rağmen gitmek gibi bi planım yokken,akşamın 10unda birden alakasız bi şekilde gaza gelip 'hadihoppaaaahemençıkarımkievdenvihiiiiii' haline büründüm.
hemen emeseni açtım,millete sarkıntılık ettim hadi gel,hadi 10 dakkaya çıkalım,güzel olcak güzel hadi.. bilmemne.
biri gebzede çıktı,öbürünün parası yoktu(gerçi benim de yoktu annemden çeşitli katakulliyle almayı planlamıştım.çok sevgili babam paramı yatırmadığı için anneme 1nisandaki doğumgünü için hediye bile alamadım,neyse.) öbürü ders çalışıyordu,biri cevap vermedi,öbürü eve yeni dönmüştü,öbürü iamx'i çok severdi ve parası da vardı ama arkadaşıyla beraber bi arkadaşlarının evindelerdi,nasıl çıksındı.karşılıklı duygusal anlar yaşandı bu şekilde.sonuç olarak,anlık heyecanımı alıp,bi bardak suyla beraber yuttum.aç karna.midem delinsin falan,hakediyorum.
bi tanesi aynen şöyle dedi 'ama bidahakine bi gün önceden hadi hiç olmadı BİKAÇ SAAT öncesinden haber ver olur mu?!'.
haksız mı? tabi ki haklı.
oturuyorum ben de işte.çay falan.
güzel ya böyle de.hayat güzel.
konser de güzel olabilecekken,hatta kafam da, güzel ola ola ev güzel.çay güzel.
e tamam.
bunun üstüne iamx dinlenmez.ben de The XX dinliyorum.
alın siz de dinleyin.
bana da geçmiş olsun.
-amaan,geçen sene de gelmişler,seneye bidaha gelirler bence.








28.3.10

i'm not there'i izledim dün.
cate blanchett bi kere daha en favori aktrisim oldu.
kadın inanılmaz ya.
daha bob dylan olunamazdı yani.
heath ledger'a baktıkça durup durup üzüldüm yine.güzelim adam.yazık oldu.
bob dylan'a olan sevgimin dışında filme bayılma sebeplerim oldukça fazla,görsellik zaten beni benden aldı.sahnelerin resmen her birinden ayrı ayrı muhteşem fotoğraflar çıkar.hele kitlendiğim bi sahne oldu,onun resmini yazın kesin kocaman bi tuvale yapıcam.
bi de,bi söz çaldım filmden bob dylan'a ait,son maddesi tam benim düşündüğüm bişeydi.üçüncü de çok iyi.

saklanarak yaşamanın yedi basit kuralı:
bir,asla yağmurluklu bir polise güvenmeyin.
iki,coşku ve aşktan sakının.ikisi de geçicidir ve çabuk etkiler.
üç,dünyanın sorunlarına önem verip vermediğinizi soran olursa soran kişinin gözlerinin ta içine bakın.bir daha sormayacaktır.
dört ve beş numara,asla gerçek adınızı vermeyin.kendinize bakmanızı söylerlerse de,sakın bakmayın.
altı.karşındaki kişinin anlayamayacağı bir şeyi asla söylemeyin ya da yapmayın.
ve yedi.
sakın bir şey yaratmayın.mutlaka yanlış anlaşılır.sizi zincirlere kıstırır,hayatınız boyunca kurtulamazsınız.hiçbir zaman da değişmez.



18.3.10

iyi niyet.

28.2.10

22.2.10

ayak işleri.

bembeyaz adidaslarım vardı,baktım şöyle bi,dedim 'bunlar hiç ben değil ya'.bişeyler yaptım.artık çok 'ben' oldular.her gören çok sevdi,ben de sevdim.e hadi siz de sevin.

14.2.10



kafayı yedim.

10.2.10

-şimdi otobüstesin mesela,ışıkları kapattılar gecenin körü diye.herkes uyuycak.
ama belki sana geceleri çok pis ilham geliyor? canın yazmak çizmek istiyor? ya da okuycak kitabın var? tependeki ışığı yakamıyosun,o nası bi çıldırışa dönüşüyor belli değil.kadıköy rıhtım işportasında mevcut bi aygıt var ama,o çok hoş mesela.edinmek gerek.böyle mandalı var kocaman defterin kitabın kenarına sıkıştırıyosun,ucunda ışık var,şirinlik manyağı bişey.
ama tut ki böyle bişeyin yok,ve otobüs üreticileri de müşterilerinin konforunu önemseyecek olduklarından şöyle bi düzenek acilen piyasaya çıkmalı diye düşünüyorum:
hani o küllükler olurdu ya koltukların arkasında eskiden çekmece gibi,o mantıkta bir bölme yapılıp ışık ordan kapağı çekince çıkmalı,ve sadece yolcunun bölgesine düşmeli ışık,yandakini öndekini arkadakini rahatsız etmemeli ki,herkes keyfine baksın.

-bence bu kadar kış yeter.lahana gibi giyinme çabası gösterip,layer rekoru kırıp yine de donmak çok sinir.

-ya o ortaokul dönemi ne kadar da pislik bi dönemmiş be.bugün dışardan bakınca daha bi idrak ettim.minibüse 3 erkek 3 kız bi muhtemelen altıncı sınıf grubu bindi.
böyle bir gerizekalı çocuk örneği görmemiştim uzun zamandır ben.
hele bi tane çocuk vardı,tam mahalle muhtarı böyle,nasıl geveze,bi de şişko tıkanıyo konuşurken 'ımh ımh ' yapıyo ve o kadar çok konuşuyo ki nefessiz kalıp tükürüğüyle cebelleşiyo ama hala devam ediyo konuşmaya,ve tabi ki tükürük saçaraktan.susmadı ama.
bi de muhabbetler nasıl iğrenç.
'gerizekalısın olum sen öheöhe'
'ben hiç değilse gerizekalıyım ama sen malsın olum.'
sonra kızlarla uğraşmaya başladılar.
'len tipsiz eheehe'
'toplum içinde ayıp ayıp gerizekalı beyinsiz öküz'
'sen de ineksin o zaman.'
'inek iyi bişey ama çalışkan demek.'
sonra hızını alamıyo çocuk,yandaki adama dönüyo falan nası bi özgüvense.
'abi bu kız var ya bak çok salak,bak şu iki kızı say bu malkafayı sayma.inek o inek.'
'sen bikere kendine ba.....NAPIYOSUNUZ?
nasıl bi de iğrenç ses tonları.birini alıp atsam camdan yeterdi bana.

içimdeki manyak dışarı çıktı.
küçükken derdim ki 'öğretmen olcam,çocukları azarlamak dövmek istiyorum'
aslında baya dramatik.

5.2.10

blogda yapılmış yorumlar sizin de mailinize gelmiyo mu yoksa ben mi gerizekalıyım bütün girdileri tek tek dolaşıyorum?

31.1.10

80ler poposu.

bilmiyorum siz de farkettiniz mi ama,80'ler kadını poposu diye bişey var,ben buna inanıyorum.
o parlak taytlardan mı onu da bilmiyorum ama,hakkaten o yılların kliplerinde,annelerimizin fotoğraflarında falan popo şekli aynı.
yani o taytlardan şimdi de var,ama giyenin poposuna bakınca aynı etki yok yani.
zamane kızları top popolu.isterse 34 beden olsun,isterse 40.
acaba yüksek belden dolayı mı ki.
mesela bu 80'lerin poposu dediğim şeyin düz böyle üstü,basık falan.ama taş işte.
grease'teki sandy'nin you're the one i want sahnesi gibi.lunaparkta,simsiyah kedi gibi böyle.
taşlığın sınırlarını zorladığı sahne.
http://www.youtube.com/watch?v=aataTbxlWeM
buyrun.
(burda bence john travoltanın baştaki popo sallayışı da ayrıca söz konusu olabilir.)

bi de bu klip var ki,direk konuyu açıklık getiriyor.
https://www.youtube.com/watch?v=P51LunEV3Sk

bakalım siz ne diyceksiniz.

bi de, 80lerin klipleri neden bu kadar erotik? aerosmith,whitesnake,gunsnroses,cinderella klipleri falan ama.

cocobonita nedir,ne değildir.

geçenlerde formspringde şöyle bir diyalog geçti:

cocobonita'nın anlamı ne?

ilkokulda bi arkadaş vardı amerikalı.o böyle kovboy ağzıyla konuşurdu 'maaaaan' falan diye bizi güldürmek için.arada meksikalı gibi konuşurdu falan.bi gün benim yanağımı sıktı ve 'cocoboniiiiitaa' dedi.gülmüştüm o zaman baya ama anlamını sormadım.hala da bilmiyorum ama kulağa hoş geliyo.coco ve bonita diye ikiye ayırınca da güzel hindistancevizi oluyo.öyle bişey işte.çok da anlamlı sayılmaz.

durumlar böyleydi.

ta ki,az önce liseden bi arkadaşım 'hazır mısın' dedi.hazır olduğumu söyledim,' o zaman kendini saray holdingin kalitesine bırak' dedi.

arkasından bunu gönderdi.

üstüne bi de: 'o amerikalı concon kandırmış seni' diye ekledi.

çok üzüldüm,ama neyleyim.

çocukluğuma ait bi hikaye dinledim dün.
5 yaşında falanım.
iki büyük kuzenim ve annem alsancakta geziyomuşuz.
her kız çocuğunda olan şeydir olmadık yerde olmadık bişey isteyip zırlamak. ben de bi çanta beğenmişim ve tutturmuşum alalım alalım diye.
annemden fırçayı yemişim tabi.sus,alamayız vs.
hani sus otur dimi badem kadar şeysin dilin pabuç kadar olmamalı.
en fazla ağlarsın ama kabuğuna çekilirsin yani.
ben annemden çetin çıkmışım.
'ÜÇÜNÜZ PARANIZI BİRLEŞTİRİCEKSİNİZ,BANA BU ÇANTAYI ALICAKSINIZ!'

bak bak,ufacık veletin aklına bak sen.şimdi bu kadar çalışmıyo kafam.

30.1.10

bi de,uykusundan 'ani' uyanıp NEDEN UYUMUYOSUN? diye gürleyen bi annem var.
aşk,3 gündür üstünden çıkarmadığın üstelik üstü kahve lekesi olan tişörtünle ve aynı berbatlıkta olan,paket lastiğiyle gelişigüzel toplayıverdiğin dağınık ve pis saçlarınla dahi kendini harika hissetmektir.
çok liseli gençkız dergisi makalesi cümlesi oldu lan.
ama öyle yani,yalan değil.
sonra da saat sabahın dördüydü ve karnım açtı işte.
borcam var mı sende kek yapıcam?
evet şu ısıya dayanıklı şeyler.

29.1.10

buldumseni.


şeytanın git bu ikisini işört yaptır demediğini düşünsene bi.
kediliyi kendim yaparım onda bişey yok da,şu reservoir dogs crayonlar delirtti moi.


90lar sinemasından gibi.

www.ffffound.com
4 f'yle. çok şahane.tatile çıkan ilhamımı geri getirdi. bunlar sadece 5 tanesi.gerisi için girin tadını çıkarın derim.

28.1.10

bence bana soru sorun.
http://www.formspring.me/cocobonita
adımı da ifşa etmiş oldum ama,neyse.
elveda föysbük.çok sıkıldım senden.ha bi de,seni haketmiyorum.
bi de,sen daha iyilerine layıksın.
yaratıcılığımı öldürdün.tek dostum blogumdur.

23.1.10

tam kar şarkısı.

Syd Barrett'tan gelsin:

herşeyi özetliyor bu.

Çocuğum için seve seve veririm diyorsan 1001 gece,çocuklarım küçük yaşta versin diyorsan küçük kadınlar,çocuklarımın hepsi bir kişiye versin diyorsan yaprak dökümü,çocuklarım kankalarına versin diyorsan kavak yelleri,bütün sülale birbirine versin diyorsan ask-ı memnu..." Diziler işte..

bi de şey vardı.

çocuklarım olmadan asla diyorsanız Aliye,çocuklarım olmasa da olur diyorsanız Veliye basınız.
-yukardaki bazen beni seviyor,hele bugün gerçekten çok seviyor.
okul bitmiş,kar ben uyurken başlamış,uyandım her yer bembeyaz vee ben EVDE MAYIŞIYORUM! (yani okula gitmek zorunda olabilirdim mesela) kahve falan,kedi,müzik,eskiz defterim,dev sincap kafalı terliklerim,pijamamı çıkarmak zorunda olmadığım bi gün,of harika tek kelimeyle.
bütttüüğn gün kokuşabilirim! hohoho.

-eksen yine döktürüyor.şehirde dinlenesi tek radyo bu bi de lounge102.bilgisayarıma indirdiğim harika müziklerin nerdeyse hepsi eksende duyduklarım.

-2-3 kişiden tişört siparişi aldım,onları yapıcam bugün.
biri kasetli,biri tavuskuşu tüylü,biri de özel istek üzerine bişey.bittiğinde buraya koyabilirim hatta,belki sipariş gelir sizden,işi ticarete dökerim oturduğum yerden,o da olabilir bak.

-bu arada absynthe minded diyeğ bi grup var,üşenmezsem bu entrynin altına atıyım bikaç.
benceçokşahane.

-türk televizyonu olarak dizilerimizi bok götürdüğüne inanıyorum,
benim favorilerim arka sokaklar,akasya durağı,geniş aile,başka var böyle bissürü sinir bozucu diziler,ama bitsinler artık nolur ya.valla televizyon izlemeyi bıraktım artık.sonra neymiş,sürekli cnbc-e izleyenler özentiymiş ya,batıya özenti yazışı ljdfshgdljhg
allaşkına sağlam bi dizi yapın sizi de izleyelim denyolar.

-bi de şey var,arog'u izledim geçen(araya nokta koymaya üşendim dskjfhds)
en sevdiğim bölümü şu oldu;gerçekten en çok ona güldüm.
ateşin başında gitar çalıyo birisi,tabiki 'akdeniiiiiz akşamlarığğ birbaşkaaağ oluyoğğğr,hele biiir deeğğ...' diye giderken cemyılmaz tamamlıyor: hele bir de,hele bir de şu ateş yandığı zaman şu gitar çıkmasın be! sdkjfhkjflhgfjd tabi bence burdan komik olmadı,o sahneyi görmeniz lazım.

-rüyamda new yorka gidiyodum,ama markerlarımı unuttuğum yolda aklıma geliyodu,deliriyodum sinirden.bence kıçım açıkta kalmış.tuvalete giderken bile götürürüm markerlarımı. (abartma tozu)

-bi de gereksiz noktalarda 'ayıptır söylemesi','ayıptır sorması' tümcelerini kullananlara kafam girsin.

-chatroulette adlı zaman kaybı sitede çük görmekten çok sıkıldım artık.millet kafayı yemiş.

-biri geçengün bana dedi ki: bence cocorosie sensin.niyemiş dedim,sesimi benzetmişler.mıy mıy böyle.ama o kadar da değil yahu.en azından 'naağbeaaaaarr' diye konuşmuyorum.

-bundan sonra böyle,ilham gelsin,komik bişey olsun da yazıyım diye bekliyceğime,böyle madde madde yazıcam kafama takılanları.hem daha eğlenceli,hem daha pratik.
reklam gibin oldu.

-been down so long bence çok seksi bi şarkı.

-şimdi neden aralara bi satır boşluk koydum bilmiyorum,sanki o boşluk olmazsa birbirine karışır gibi geliyo.evetçoksaçma.

-ne yani,avatardaki ormanı gibi bir yeri hiçbizaman bulamıycam diye bunalıma mı gireyim? sorarım sana ceyms kemrın.

-radyoda karışık bi albümün trailer'ını duydum,tüm müzik marketlerde falan.
peki,NASIL OLUR DA BOB DYLAN'LA BRITNEY SPEARS AYNI ALBÜME KOYULABİLİR?
şoktayım.

-haftasonu kartalkayadaydım,akşam yemeğe giderken son zamanların en efsane fotoğrafının içinde bulundum,harika hissediyorum sdjfhdslj
bunu paylaşmazsam ölürüm:

bu nası bişeydir yani ben hala çözemedim dsjlfhdsjkf


beyfendiye puanım üç.
dokuz olmasını çok isterdim.

-bu akşam ghetto'da amsterdam night watch adında bi program varmış,afro-influenced funk diyorlağ.deli eğlenceli geliyor kulağa.nası gitmek istedim,ama kar falan,çıkabildiğimi düşünemiyorum şahsen.bi de dönüşü var onun.ben anca evde digiturk latin kanalını açıp samba yaparım.(dün gece bunu yaptım evet.)
nihayet plastik suratlı antipatik balıklı akvaryum etkisinden kurtulmuş digiturk müzik kanalları,şömine görüntüsü koymuşlar.bence daha tatlı olmuş.sıcak bi de.

o zaman küçük bi playlist:

öncelikle şu linke tıklayıp dinleyiniz:
http://www.filestube.com/e90b1a911e61015003e9/go.html
böyle sesli adamları çok seviyorum.
şarkıyı limewire'dan bulamadım,elimde var yollıyım mı diyen varsa canımı yesin.

Absynthe Minded-One way or another



Absynthe Minded-Pretty Horny Flow


The Coral-Dreaming of You


The Decemberists-Summersong

şey var bi de: Manu Chao-Clandestino

divshare'le uğraşmaya üşendim,ikisinin adını vericem sjdhfkjs
manu chao-bongo bong
manu chao-me gustas tu
bi de pink floyd money'nin velvet revolver versiyonu.
bu alttaki şeyi de takmayın,kendince üstteki şarkıyı buraya da kopyalamış,silemedim,saçmaladı.

8.1.10

kedim çok hasta.veteriner manyağı oldum iki gündür.karnında bi apse varmış,tümör olabilir dedi doktor.ameliyat muhtemel.hayvanın gözünün feri kaçtı resmen.kucağa alınmaya bayılan kedi,kollarını tuttuğum anda tısladı bana.nası acı çekiyosa.
eski kedim kaybolmuştu,buna da bişey olursa -ki bunu düşünmek istemiyorum- naparım bilmiyorum.
bi komşumuz var,kedisi 19 yaşına kadar geldi ve artık son günlerinde çok hastaydı.
gece garip sesler çıkararak evi ayağa kaldırmış öldüğü gece,ve komşu teyze de bütün gece başında beklemiş,zaten hazırmış bu duruma ama eli ayağına dolaşmış,kedi birazdan gidecek,belli.
Bakışlarının donuklaşmasını,gözlerinin perdesinin inişini,ölüm anını,hepsini yaşamış.nasıl bi acı.bi yakınının ölmesiyle aynı şey bence.hele o kadar uzun zamanı birlikte geçirmişsen.

bi kediye ya da köpeğe bağlanmak gerçekten zor.aslında başından beri acı verici.
ne kadar uzun zaman birlikte geçirsen de,kendin olağanüstü bi durumda ölmediğin sürece,o senden çabuk ölecek,ya da kaybolacak ve sen aslında bütün bunları bilerek ona bağlanıyosun.
sanki hep senle olacak gibi.ama şahsen ben,bi kedinin ya da köpeğin sevgisi olmadan yapamazdım.tamam arkadaş,çocuk,anne baba falan hepsi ayrı şeyler ama hayvan..
yani bilmiyorum ben hayatımın hiçbir döneminde kedisiz yaşayabileceğimi sanmıyorum.
bi boşluk olur evimde.
ama hepsinden önce,şu anda kedimin bi an önce eski neşeli,obur,sevgi delisi kedi olmasını istiyorum.bu kedimi de kaybedemem,hem de bu kadar çabuk.
benim güzel tüy yumağım.