8.8.11
2.8.11
kodluyorum:
her iki tarafın da korkunç derecede ciddi olmaya kastığı danışma hattı konuşmalarında sıkça gerek duyulan 'kodlama' mevzusu baya can yakıyor.
hele ki her insan, -mesela- 'bukalemun' kelimesini acayip havalı ve sakin bi tavırla 'hmm evet balıkesiir-urfaa-kırklarelii-adanaa-lüleburgaaz-edirnee-muğlaa-urfaa-niğdee' şeklinde kodlayacak yeteneğe sahip olamayabiliyor.
ben bu konuda fena değilim,giderim ortalama üstünde,arada bi parazit olabiliyor ama neyse ki kadı kızı diye bişey var.
geçen gün uçak rezervasyonu için telefon görüşmesi yaparken gayet havalıydım ki,e harfinde duraksadım bi,sonra 'ğğııığğğ...ESKİŞEHİR!' diyerek sevindim. 'oh' dedim.
ama ne yazık ki aklıma ilk 'ediz hun' geldiydi.
neden ediz hun ama.
söyleseydim de,kadınla karşılıklı geyiğe sarsaydık.eğlence çıkardı ona da yavrum.bütün gün en ciddi ses tonunu takınmaya çalışıp kendini paralayan ama özel hayatında sevgilisine en sivrisinek sesiyle bırbırbırbırbır söylenen bi hatun olma ihtimali yüksek olduğunu varsayıyorum.her neyse.
sonuç olarak kıvrandım kıvrandım,ve ediz hun diyemedim.diyemezdim.
çok ayıp.karizma çiziyo bi kere o kodlamayı yapamamak.
enginar falan desen de olmaz. adana-mersin-zonguldak-lüleburgaz-enginar-kalorifer-izmit-montauk-denizanası-izlanda şeklinde bi kodlamaya girdiğimi düşünsene.
ya da neden bu ciddiyet türkiye şehirleriyle sınırlı mesela?
bence kalkıp lüleburgaz yerine lüksemburg,gaziantep yerine göteborg,kırklareli yerine kankun,zonguldak yerine zimbabwe falan diyemezsin.ya da adın jaleyse jamaika mı diyceksin,j harfiyle şehir yok ki amk. olsa olsa jeton dersin.hele ki altı üstü bi jale adı için 'jinekolog'la başlansa tadından yenmez.
saçmasapan işler.tabi maksat eğlenceyse,ben çok rahat olurdum.
kodlamadık ne lemur bırakırdım,ne sosyete mantısı,ne bukalemun,ne de şimendifer.
ama gel gör ki,ediz hun'da takıldım.eskişehirin gözünü seveyim.
daha önceki yazılarımda bolca anlattığım akıllara zarar bi arkadaşım var biliyosunuz.
hani şu kozalaklara kafa yoran,bakire insan sıkıcıdır diyen,yer yer şapşallığını gizlemeyen kişi.
kendisi fena durumda.zira en son ceyhan'a ceyhun,ve u harfinde şehir bulamayınca uskumru dedi..
hayır,uskumru demedi,aynen benim ediz hun vakası gibi o da uskumruyla kıvrandı,karşımda thom yorke'tan esinlenilmiş hareketlerle karışık (http://www.youtube.com/watch?v=cfOa1a8hYP8) 'kaka tutma' pozlarına girerek 'u' harfiyle bi şehir adı istedi, ben de çok soğukkanlı,pardon 'kuul' bi şekilde 'URFA.' dedim.
kendi bulmuş gibi sevindi.
ve sonsuza kadar çok mutlu yaşadık.
-bu arada,o videonun altında bi yorum gözüme çarptı:
My computer said "Let's listen to some Radiohead." I said "OK Computer"
canım ya.
24.6.11
acı yok raki.
kainat benimle dalga da değil,baya taşak hatta taşşşşşak geçiyor.
yani bu artık bişeylerin en üst noktası.
kem göze fiş midir nedir,ondan istiyorum.
tabi iş işten geçti,şu saatten sonra kime fiş,kime şiş,diş,çiş fark yapmeeyor.
bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere 6 aya yakın süredir new yorktayım.
bu koca zaman diliminde çok konser afişi gördüm,çok 'oha gidijeeeem' dedim,ama bi tek buna bilet almak kısmet oldu. hem de böyle 'hölölölölö' diye.
bahsettiğim konser eddie vedder konseri.üstüne,bu olay bana daha çok acı versin diye, special guest: glen hansard lan. haziranın 21-22si şeklindeydi program.
kara gün ayın 22siydi.
böyle adamlar gayet elele tutuşup çıkıcaklardı,ben de eblek eblek izliycektim,bi heycan vardı falan.
böyle metroyla nası gidiliyo onu keşfettim oturup,iyiydi yani.
'beacon theatre nerdeeğ,iiişte ordaağ' şeklinde böyle paytakpaytak gittim kapıya.
biletimi çıkardım falan,havalıyım böyle.afişin fotoğrafını çekiyorum,neden,e feysbuka koyucam hava atıcam falan.kem gözlere daha da yem olsun diye.
tabi yem olan ben oldum böyle 'DADADADANN' diye.
biletimi uzattım,kadın bana ''oh, this ticket is for july 21'' dedi.o an istedim ki ingilizceyi yeni öğreniyo olayım,yanlış anlamış olayım falan. tabi bu düşüncelerle birlikte kaynar sular geldi default olarak.bilmiyorum,sürekli flashback yaşıyorum o ana,o kadar tatsız ki,o kadar olabilir.
o kapıdan geri çıkışım,güvenliklere teker teker abanışım,'bişey yapılamaz mı' çırpınışlarım.
olmadı, olamadı.
yani nası tarif edeyim bilmiyorum hakkaten.
yani nası tarif edeyim bilmiyorum hakkaten.
ulan topu topu iki üç insana söyledim,bu kadar mı göz vardı bu kadar mı nefret dolu düşüncelere maruz kaldım anlamadım ki.
valla lanetlendim bişey oldu orda.
işin komik tarafı,kendimi her nedense ayın 22sine odakladım ve bileti çıkarıp bi kere bakmadım emin olmak için.hakkaten bilmiyorum nası olabildi.
parayı falan siktir ettim,hadi belki eddie vedder konseri bi şekilde bi yerde bi daha yakalayabilirim,ama glen hansardla birlikte olması ciğerimi söktü attı,öyle bişey.
ıssız adama bağladım,sokakta yürüyorum boş boş falan.arkadaşımı aradım,'her şeyde bi hayır vardır naapalım' yorumunu ikinci bi ağızdan da duyayım da azıcık sus serpilsin içime diye.
serpilicek su mu kaldı anasını satıyım,az önce yeterince su tarafından haşlandım zaten cayırcayır.
laf işte.
çıkıp yürürken central parkın batı kapısının önünden geçiyodum,girip dolaşıyım dedim.tam strawberry fields bölgesinin girişiymiş meğersem.bi süreliğine beatles kafasına girince acıyı unutur gibi oldum,hafiften yağmur çiseledi sonra.
ay hala çok mutsuzum,inanılır gibi değil.
size de eğlence çıktı,okudunuz falan.
belki de 'oh' dediniz,'iyi olmuş eheh-eheh'
aferin.
yandı lan,yandı bilet,kül oldu tağam mı evet.gidemedim de göremedim de bi bok.
inşallah yangın falan çıkmıştır konserde.
ay kimseyi istemiyorum.
gidin başımdan hepiniz yea.
ha,bu olayın akşamında sevgili geldi.
ama yine de içime oturan kalkmadı hiç bi türlü.
not:sesi güzel ya da müzikal yetenekli sevgili bulmayın,sonra böyle bi durumda oturup acımadan bin saat pearl jam playlisti patlatıyo,durmaksızın,üstelik çok güzel eddie vedder sesi yapıyo,sus da diyemiyosun,iyice mal oluyosun.
söyliyim dedim.
ay ağlıycam,valla.
silin lan hafızamı.
8.5.11
mutsuz puskevitler.
bir masalsi iliskiyi daha siktim,hadi hayirlisi.
bi force var da beni mi sevmiyor ne.virvirvir dirdirdirlar ve aari vizvizvizlarla gunden gune agzina sicilan bi iliskiyi patlamis misir yiyerek seyrettik hep beraber.ustune bi de frigo patlattik hatta.
bi guc var ve uzun sureli mutlu olmami istemiyor.her neyse,amacina coktan ulasti,artik yorungemden siktirsin gitsin.
hem ben mutlu ciftlerin boyle kafasini gozunu patakute yamultayim istiyorum.o piriltili taksim gecelerinde biz de o gerizekalilardan biriydik -boyle aptal gibi mutlu falan,cok da guzeldi- kabul ediyorum ama o ciftleri sadece esas kiz bensem seviyorum.kimsenin askinda gozum yok kafasi degil,gayet var abi.agziniza sicarim hepinizin.amaaan fis.
cayimi iceyim.
yoo mutsuz degilim ki,bitmedi gayet essek gibi.daha baslangiclar var,eheheh.
30.4.11
29.4.11
erotişın şıtraaze.
-mevzular çılgın atıyor.biraz erotiş,akrostiş,postiş,fetiş.
mesela çok can sıkıcı mailler var gereksizlere düşen.
hatta öyle ki bazen gereksiz olmadığını iddia edip paşalar gibi inbakslara akın ediyorlar.
DUL AYŞE YATAKDA! vardı örneğin.seks partneri ayağına falan insan avlıyolar olsa gerek.
bi kere yatakta bile değil,yatakda yağni.dilbilgisi dersinde ayıplı dergi inceleyip ağzının suyu akmakla meşgul oldukları için çoğu türk tiineycırı,sonra böyle insanlar oluyolar.o kaskatı k harfinden sonra sikseler d harfi koyamaman gerekir,bi kere insanın ağzından TA! çıkıyor,neyse.
-ağzım ikidir çok bozuk.noluyo böyle.
-'önsevişme' lafına çok karşıyım.o ne öyle windows terimleri gibi.önizleme falan.çok ciddi.bütün anlamının içine sıçmışlar.
olmamış tdk,tekrar deneyiniz.
-şey geldi aklıma,ahmet çakar'da mı ne,yarışmacı kızın birine çakar sordu,'ne okuyosun kızım?'
-'eee,hukuk öğrencisiyeaaamm.' çakar yine sordu: 'hukuk bir pozitif bilim dalı mıdır?'
ben hayatımda daha apışık birisini görmedim bi sorunun üstüne.
ne var bu kadar düşünücek diye aşağılamıştı bi de.kız da eblek eblek gülmüştü.
salaktı zaten baya.neyse.geçiniz.
-bi aralar seksi şempanze vardı,nooldu sahi ona?
-moda okuyan bi kız arkadaşınız varsa,dünyanın öbür ucunda da olsa kendisinden şüphe duyup kıskançlıklarla boşuna birbirinizi yormayınız.zira okulda gördüğüm en normal 'az miktarda testesteron taşıyıcısının' ojeleri var.devamı mı? ben diyim topuklular,siz diyin kola takılan çantalar,gerisi balyajlar,vesaire.iyi ki okulda havuz yok da bikinililerine maruz kalmıyoruz.
gey değil onlar,ayrı bi dünyalar.yoksa bildiğiniz geyler şahin k kalıyor yani yanlarında.
-oda arkadaşım sevgilisini çok getiriyor odaya,çok sevişiyolar.sabrımın sonu selamet mi olacak bilemedim.
-bu amerikalı kızlar topuklularla yürümeyi bilmiyolar.hepsi topal deve gibi yürüyolar.
hem uzunlar,hem de alışık değiller,tamamen ters tepiyo o 'hot heels' dedikleri olay.
-hep söylerim,havalar düzelince kavgalar da biter,ilişkiler de düzelir,arkadaşlıklar da toparlanır,vesaire.hep de haklı çıkarım.yine öyle oldu.herkes kıvamında,ortalık sütlaç gibi.iyiyiz iyi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)