bi konuda cok net olabilir miyim?
tatile gidip donmus kisiler bana tatilde cektikleri minimum 750 fotografi ve hizlarini alamadiklari cilgin videolari "AHAHAHAHAHAHAHAY BAK BURDA DA COK EGLENDIIIKK, AYYY ORDEGE BAKAR MISIIIN, AY YOLDA ANIDEN BI INEK CIKTI BAAAK AHAHAHA, AYY BURDA GUNBATIMINDA SARAP ICTIIIIK, DENIZIN RENGINE BAKAAR MISIAAAN" seklinde orneklerle, onu alinamaz bir coskuyla gostermeyebilirler mi?
Eglenmiyorum arkadasim.
Hatta istatistik dersinde daha ilgili bi dinleme halinde olduguma eminim.
Bi de her karede ayri ayri durulur, o videolar aman allahim tekrar tekrar duraklatilir, her kare tek tek irdelenir, tekrar tekrar 'yeniden yasama' kahkahalari patlatilir, tintintin tepesinde yenilen yengec pipisinin comolokko sarabiyla ne kadar guzel gittigi tekrar tekrar anlatilir falan.
Bi kere gidilen yerlerdeki manzaranin guzelligi,efendime soyliyim denizin rengi falan anca gidene yarar. Giden ben bile olsam, cektigim manzara fotografina sonradan bakinca hic bi bok anlamiyorum. Beynime kazidigim goruntu, gozumu kapadigimda orda olma hissi beni fotograflardan daha cok etkiliyor.
Yine de hicbiri o rengi guzel olan suya ayaklarini soktugun, ploffs diye icine atladigin anda hissettiklerinin kattiiyyyetle yerine gecemiyor.
Kendi gittigim yerlere karsi hislerim bu yondeyken, aysenin fatmanin hulusinin ahmetin tatil anilari ne derece umurumda olabilir?
Belki de essegim ve hosaftan anlamiyorum.
Ne bileyim.
5.9.12
31.8.12
BUSTED.
bir gta degil.
cok sinirliyim.
accaayip sinirliyim.
dun gece arabayla evden cikip kadikoye giden bunyem, meyve suyu, soda vs. niyetine serinletici icecek olarak ictigi 1. birasini bitirir,aradan 40 dakika gecer. bakti muhabbet uzadi,e hadi ikincisini de icer.
3.nun artik ona hayir getirmeyeceginin bilincinde olarak karninda 2 birasiyla,gayet ayik bi sekilde mutlu mutlu sohbetine makarasina kukarasina devam eden bu genc,sapasaglam bi sekilde arabasina binip evine dogru yola cikar. (bu arada kendisinin kucuk bi problemi vardir ki, cantasini degistirdigi ve alelacele ciktigi icin ehliyetini evde unutmustur gerizekali. bunu kadikoye gittginde hatirlar,tabi artik cok gectir, 'neyse' der, 'bisey olmaz heralde.')
kadikoyden cevreyoluna baglanmak uzere oldugu dakikalarda,fosforlu sari uniformalarin fosforuyla aslan gormus zebraya doner. kafasindan gecen binlerce dusuncenin birinden biri akillica olmayip,ustelik birbirlerine dolasa dolasa gecip kizcagizin apisip kalmis kafasini iyice karistirmaktadirlar.
hamama giren terledigi icin, gotum gotum saga cekilir.
"hanfendi ehliyet ruhsat?" sorusu yavas cekim beyinde yankilanir tabi ki bir yandan.
yok abi. ruhsat var,ehliyet yok. anasini sattigimin ehliyeti yok. evinin kadini oldu ehliyet.
hadi bakalim karakola. hayatinda ilk defa basina boyle bisey gelmis olan, karakol koridorlarini da sadece televizyonlarda gormus olan hanim kizimizin, zaten normal hayatinda tilki zekali,sinsi,uckagitci bir insan istese de olamadigi icin boyle bir durumda zaten ziyadesiyle sapsal davranmasi kacinilmazdir ki, bir de o lanet alete uflemis bulunmustur. ustelik defalarca 'ufleyemiyormus' gibi yapip zaman kazanmis olmasina karsin ilerleyen dakikalarda bi sekilde nasil olduysa yeterli uflemeyi gerceklestirmistir,ve boku da yemistir haliyle.
ceza kagidini alir,erkek arkadasi ve annesiyle pasa pasa evine doner.
bundan sonra yapacagi tek sey isine yarayan otobus hatlarini gugillamak,eksi sozlukte digerlerinin bu konudaki anilarini okurken daha az once ogrendigi taktikleri daha once bilmedigi icin,bilse suphesiz gotu kurtaricagini bildigi icin sacini basini yolmak,aklina geldikce sinir sinir sinirlenmek ve 6 ay boyunca durup durup 'o oyle olsaydi,keske boyle yapsaydim' lari dusunup dusunup kendini bir guzel tuketmektir. Ha tabi,GARSON! bir bardak da soguk suyumuz olacakti,onu unutmayalim.
En boktani da, meyvenin icindeki alkol miktarinin bile arttirabildigi o promil denilen gerizekalinin yasal siniri 50 olmakla birlikte, makinada cikan degerimin 51'le sadece ve sadece 1 promil farkli olmasi oldu.
70 olsa 80 olsa canimi yesin,zaten o promile ulasmis olsam ben o arabanin icinde, o direksiyonun basinda olmam. Tamam,ilk kazandigim maasin kalbinden cikarip 600 tlyi bir guzel bayilicam,yapicak bisey yok. AMA EN BOKTAN,EN SOGUK, EN SIKINTILI KIS AYLARINDA ARABASIZ KALICAK OLMAK NEDIR YA?
iste bunu kendime yediremiyorum a dostlar.
halbuki tam da drink responsibly insani gibi ve son derece akli basinda
davranmistim bu gece,nooldu simdi?
sinirimi sabaha sabah tepeme cikarip kendi etrafimda isik hiziyla yediyuzotuzbes tur atmami saglayan soyle de bir anekdot buldum ki, gonul isterdi daha once okumus olsaydim.
hayrini gorunuz,benim gibi dingillerden ders aliniz.
aslinda bu saatten sonra napilabilir,onu dusunuyorum ama,yok heralde bi yolu.
FFFFAK.
türkiye promil sınırı saçmalığı
- neresinden tutsan elde kalan saçmalıktır.
birincisi, bünye farklıdır herkeste, kimi 1 birayla refleks kaybına uğrarken kimi 3 birayla uğrar. ayrıca polislerin üflettikleri promil ölçerin doğru sonuç vermediği 3 hafta önce şöyle bir olayla görüldü:
eve dönüşte çevirmeye girilir, alkol alınalı saatler olduğu için güvenle üflenir: 107 promil! itiraz edilir, tartışılır, hastaneye gidilir.
hastanede doktor gözetiminde üflenir: 35 promil.
bu sefer de polis itiraz eder, kan testi yapılır: 47 promil.
gece sorunsuz biter. e hangisi doğru bu saçma sonuçların şimdi?
refleks testi şart.
ikincisi de, ticari araçlarla ilgili uygulama. bugün doblo, connect gibi araçlar ticari sınıfına girdiği için 1 promil alkol bile ehliyetinizin alınmasına yetiyor. kamyon mu ulan bunlar? bildiğin araba işte. sigara içseniz bile promil çıkıyor. hatta redbul yüzünden 6 promil alkol çıkanı var. google'da bulabilirsiniz.
düzenleme gerek.
edit: alkollü araç kullanmayı savunuyormuşum gibi anlaşılmış, 1 birayla araba sürenlerin de normal değillerse cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum. aynı şekilde 2 bira içip refleksleri yerinde olanlar da gereksiz yere cezalandırılmamalı.
27.8.12
cuk kadar tarihi olmasina ragmen "tarihimiz de tarihimiz" diye gecinen anglosakson amerikalilarin, adlarini 'kizilderili' koyduklari, aslinda asil 'native' olan amerikalilari yillarca ordan oraya surmus,agizlarina sicmis,asimile ederken adeta buyuk orgazmlara kosmus olmalarina ragmen sanki yillarca hep beraber sevgi dostluk icinde yasamislar gibi,durup durup "ayyHh kiZiLderiLi moDasiAaa, aaayH puskulleerRr, aayH boncuklaar, ay ne etniiik, hadi saclarimizi orup kafamiza kictuyunden osuruk taci takaliiiim, laa la la laay hakuuna mataataaaa" modalari cikarmalarina sizi bilmem ama,ben kicimla guluyorum.
23.1.12
bazı sevgililer ölümcül komikti,bazıları delirtircesine bayık.
bazısı saatlerce boşluğa baksa sıkılmayacak kadar boştu,dingildi,bazısı cin gibi,fıldır fıldırdı,hayranlık uyandırırdı.
bazısı kıskançlığından götünden çatlıycak gibiydi,bazısı konuşmasa da huzur verirdi, ve anlayışlıydı çok.
bazısı ayrılmazdı kıçın dibinden,bazısı nefes aldırır,özletirdi de hatta.
tipsizdi bazısı; şu şeytan tüylülerden,bazısına bak bak doyulmazdı.
ama dönüp bakınca,ağızlarına birer tane vurasım gelir her birinin.
yapacak bişey yok,valla yok.
şaka lan şaka,gel öpiyim.
üstüne alınma burayı okuyosan,hepiniz iyi çocuklardınız sonuçta.
benim de boyum kısa yani.
ehehe.
19.10.11
aynı perspektifte bulunan şeylerin birbirlerinin bütünüymüş gibi görünmesini çok seviyorum.o anı ve o sahneyi dondurup,özel bişey yapıyo benim için.
kafa mı karıştırdı? anlatayım.
mesela oturuyorum di mi.tam karşı açımda bi kız var mesela.göremiyorum ellerini.saklamış galiba.gövdesi var masada sadece.tam arkasında, aynı hizadaki masada,sahibini göremediğim bi el var.o el tempo tutuyo masada.yüzünü gördüğüm kızın suratındaki bıkkınlık dolu ifadenin o el hareketini öyle neşeyle yapması imkansız,ama genele bakıyorum,yapıyo işte düpedüz,orada.
gülüyorum öyle zamanlarda.çok saçma çünkü.
seviyorum ama.
eğer ben de birilerinin gözünde böyle saçma sahnelere kurban gidiyosam ne güzel.bilmek isterdim.aslında istemezdim,büyüsü kaçmasın.evet.
bi örneğim ve bi çok örneğim daha var.
bi adam,yaşlı.yüzü uzun ve çökmüş bi yüz.tam olarak profilden görmüyorum adamın yüzünü.4'te 1'ini görüyorum,şakaklarını ve kulaklarını sadece.adamın kafasının arkasında annesinin kucağında bi bebek.bebeğin durduğu yer adamın kafasına o kadar denk geliyo ki.ve tam tamına profilden görüyorum bebeği.net bi bebek yüzü,bütün hatlarıyla.bi bebek alnı ve burnu işte.ve tam o yaşlı adamın şakaklarından hemen sonra başlıyo.bulundukları planlar arka arkaya,ama aynı yüzün içindeler.aynı yüze sahipler yani.buna da çok gülmüştüm.fotoğrafı olabilir bile bi yerlerde.dali müzesindeydim.düşünün yani,hem dali müzesindeyim,beynim yeterince sürreal yağmurlarla yıkanmış,üstüne bi de böyle saçma şeylerle uğraşıyorum.göz işte,görüyo.napiyim.
ama gördüğüm bişey beni tersi bi şekilde şaşırttı geçen gün.
adamın biri aşağı doğru bakıyodu.alnından resmen fönlü bi kadın perçemi aşağı doğru uzanıyodu.
yine aynı şey oldu diye düşünüp yaklaştım adama doğru.yaklaştım sonra.
adamın arkasında bi kadın aradım.yoktu.o perçem adamın perçemiymiş.adamın saç kesimine mi,beynimin ve gözümün haşnafişnelere dalıp benle dalga geçmesine mi güleyim bilemedim,ama sonuç aynı oldu: güldüm.
8.8.11
2.8.11
kodluyorum:
her iki tarafın da korkunç derecede ciddi olmaya kastığı danışma hattı konuşmalarında sıkça gerek duyulan 'kodlama' mevzusu baya can yakıyor.
hele ki her insan, -mesela- 'bukalemun' kelimesini acayip havalı ve sakin bi tavırla 'hmm evet balıkesiir-urfaa-kırklarelii-adanaa-lüleburgaaz-edirnee-muğlaa-urfaa-niğdee' şeklinde kodlayacak yeteneğe sahip olamayabiliyor.
ben bu konuda fena değilim,giderim ortalama üstünde,arada bi parazit olabiliyor ama neyse ki kadı kızı diye bişey var.
geçen gün uçak rezervasyonu için telefon görüşmesi yaparken gayet havalıydım ki,e harfinde duraksadım bi,sonra 'ğğııığğğ...ESKİŞEHİR!' diyerek sevindim. 'oh' dedim.
ama ne yazık ki aklıma ilk 'ediz hun' geldiydi.
neden ediz hun ama.
söyleseydim de,kadınla karşılıklı geyiğe sarsaydık.eğlence çıkardı ona da yavrum.bütün gün en ciddi ses tonunu takınmaya çalışıp kendini paralayan ama özel hayatında sevgilisine en sivrisinek sesiyle bırbırbırbırbır söylenen bi hatun olma ihtimali yüksek olduğunu varsayıyorum.her neyse.
sonuç olarak kıvrandım kıvrandım,ve ediz hun diyemedim.diyemezdim.
çok ayıp.karizma çiziyo bi kere o kodlamayı yapamamak.
enginar falan desen de olmaz. adana-mersin-zonguldak-lüleburgaz-enginar-kalorifer-izmit-montauk-denizanası-izlanda şeklinde bi kodlamaya girdiğimi düşünsene.
ya da neden bu ciddiyet türkiye şehirleriyle sınırlı mesela?
bence kalkıp lüleburgaz yerine lüksemburg,gaziantep yerine göteborg,kırklareli yerine kankun,zonguldak yerine zimbabwe falan diyemezsin.ya da adın jaleyse jamaika mı diyceksin,j harfiyle şehir yok ki amk. olsa olsa jeton dersin.hele ki altı üstü bi jale adı için 'jinekolog'la başlansa tadından yenmez.
saçmasapan işler.tabi maksat eğlenceyse,ben çok rahat olurdum.
kodlamadık ne lemur bırakırdım,ne sosyete mantısı,ne bukalemun,ne de şimendifer.
ama gel gör ki,ediz hun'da takıldım.eskişehirin gözünü seveyim.
daha önceki yazılarımda bolca anlattığım akıllara zarar bi arkadaşım var biliyosunuz.
hani şu kozalaklara kafa yoran,bakire insan sıkıcıdır diyen,yer yer şapşallığını gizlemeyen kişi.
kendisi fena durumda.zira en son ceyhan'a ceyhun,ve u harfinde şehir bulamayınca uskumru dedi..
hayır,uskumru demedi,aynen benim ediz hun vakası gibi o da uskumruyla kıvrandı,karşımda thom yorke'tan esinlenilmiş hareketlerle karışık (http://www.youtube.com/watch?v=cfOa1a8hYP8) 'kaka tutma' pozlarına girerek 'u' harfiyle bi şehir adı istedi, ben de çok soğukkanlı,pardon 'kuul' bi şekilde 'URFA.' dedim.
kendi bulmuş gibi sevindi.
ve sonsuza kadar çok mutlu yaşadık.
-bu arada,o videonun altında bi yorum gözüme çarptı:
My computer said "Let's listen to some Radiohead." I said "OK Computer"
canım ya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)